Estetik Cam fiber diş köprüsü fiyatları

DİŞ KESMEDEN KÖPRÜ

Eksik dişinizin yerine hiç diş kestirmeden ve implant yaptırmadan diş yaptırabilirsiniz.

Modern diş hekimliğinde , fiber takviyeli sabit diş protezleri klasik metal-seramiklerin yerini almaya ve yararlı bir alternatif olmaya başlamıştır. Bu yöntem için muhafazakar bir yaklaşımda olmamak gerekir. Eksik dişlerin yerine diş yaparken yan dişlerin kesilmesi gibi bazı sakıncaların üstesinden gelebilmeyi sağlayan cam fiber diş köprüleri her geçen gün daha fazla kullanılmaya başlamıştır.
Diş eksikliği olan hasta hem estetik hemde fonksiyonel köprülerine tek bir seanslık tedavi ile kavuşabilir.

Cam fiber hazırlık aşaması

Cam fiber hazırlık aşaması

Can fiber diş köprüsü

Can fiber diş köprüsü


Cam Fiber

Fiberle güçlendirilmiş kompozitlerin (FGK), diş hekimliği uygulamalarında kullanımı giderek artmaktadır. Uzun fiberler içeren kompozitlerin fiber demetinde 1000-200.000 arasında tek fiber vardır.

Dişhekimliğinde kullanılan fiberlerin en yaygını üstün estetik ve mekanik özelliklerinden dolayı cam fiberdiş Cam fiber, biyomekanik olarak dişe ve çene kemiğine benzerlik göstermektedir. Termal genleşme katsayısı kompozit dolgulara yakındır.

Günümüzde 5 farklı tipte cam, fiber yapımında kullanılmaktadır.

A-cam: %25 oranında soda ve kireç içeren yüksek alkali camdır.

C-cam: Yüksek kimyasal dirence sahip bir kimyasal camdır.

E-cam: Düşük alkali içerğine sahip bir elektriksel yapıdır. Neme karşı dirençlidir. Güçlendirmede kullanılan cam fiberlerin %50’si E-cam fiberdir.

S-cam: (Yüksek dayanıklı cam), %65 Si O², %25 Al² O³, %10 Mg0 içerir.

D-cam: Üstün elektriksel özelliklere sahiptir.

Fiberle güçlendirilmiş kompozitlerin diş hekimliğinde kullanım alanları:

Diş eksikliğinin giderilmesinde köprü protezi olarak kullanımı: Günümüzde restoratif diş hekimliğinde, metal alt yapının kullanılmadığı, kompozit yapay dişlerin komşu doğal dişlere yüksek yoğunlukta fiberler kullanılarak bağlandığı teknikler geliştirilmiştir.Dişte minimal operasyon gerektirmeleri, estetik diş olmaları,kısa sürede (tek seansta) hazırlanabilmeleri,metal içermemeleri, biyo uyumlu olmaları,tüm kompozit resin restorasyonları gibi tamiri kolay,yeniden polisaj yapılabilir olmaları,implant protezlere göre daha ekonomik ve cerrahi risk taşımamaları bu tip restorasyonların avantajlarıdır.

Metal destekli seramik restorasyonlara altarnatif olarak geliştirilen cam fiber ile güçlendirilmiş köprüler, travma yada başarısız endodontik tedavi nedeniyle kaybedilen dişlerin restorasyonunda, periodontal gidişatın şüpheli olduğu durumlarda,lokal anesteziyi tolere edemeyen ve medikal nedenlerle uzun süreli tedavi uygulanamayan vakalarda kullanılabilmektedir.

Geniş diş aralıklarının kapatılmasında kullanımı diğer en yaygın kullanım alanlarıdır.
Sallanan dişlerin splintlenmesi (sabitlenmesi)

Kırık diş restorasyonlarında post metaryeli olarak kullanımı

Son yıllarda, dimetakrilat rezinlerle kullanılmak üzere ticari olarak piyasaya sürülmüş 2 farklı ön doyurulmuş ürün olan Vectris ve Fiberkor materyallerinde cam fiberler ile ısı ve ışıkla polimerize olan bis-fenol glisidil metakrilat (Bis-GMA) esaslı dimetakrialt rezinler kullanılmaktadır. Bu ürünlerde yüksek oranda çapraz bağlı po-limer bir matriks oluşturulmakta ve bu matriksin yüzeyindeki reaksiyona girmemiş fonksiyonel grupların serbest radikal polimerizasyonu ile yapıştırma ajanlarına adeziv olarak bağlandığı bilidirlmektedir.
FRC alt yapılarının yarı geçirgen özelliginden dolayı protezler son derece doğal görünmektedirler , ayrıca metal destekli protezlerde periodontal problemler doğurabilecek subgingival marjin sonlanması uygulamaları FRC alt
yapılarında kullanılmamaktadır. Bu durum FRC uygulamalarına büyük avantaj sağlamaktadır. FRC uygulamalarının por-selen veneer kronlara karşı üstünlüğü istik sonuçlar verdiği bildirilmektedir. FRC postlarla, kanala gelecek kuvvetler eşit miktarda dağıtıldığı, bu nedenle kökkanal kırıklarına klasik sistemlerden daha az rastlanıldığı bildirilmektedir, ancak FRC postlarla klasik sistemlerin kırılma dayanımları karşılaştırıldığında, bazı çalışmalarda postlar arasında bir fark bulunmadığı bildirilmektedir.
FRC postlar, hasta başında yapılan ve prefabrike olmak üzere 2 şekilde kullanım görmektedir. Hasta başında yapılan FRC postlar ön doyurulmamış UHMWP içeren Ribbond ve ön doyurulmamış cam fiber içeren GlasSpan adıyla ticari olarak kullanıma sunulmuştur. Prefabrike FRC postlar ise epoksi rezine gömülü fiberler içeren C-Post, U-M-C-post, Aestheti-Post, ve S-cam içeren FibreKor-Post ticari ismiyle kullanılmaktadır.
c) Direk köprü uygulamaları

FRC alt yapı materyalleri metallere göre daha uygun estetik ve işlenme özellikleri göstermektedir. Mumlama, kaplama ve döküm işlemleri FRC alt yapılarda elimine edildiği için opak metal alt yapının estetik problemi ortadan kalkmaktadır. FRC polimerik yapıda olduğu için diş yapısına adeziv tekniklerle bağlanabilmektedir, ayrıca FRC alt yapı materyallerinin metalsiz olması alerjik reaksiyon riskini de ortadan kaldırmaktadır.
Fiberle güçlendirilmiş sabit bölümlü protezler ilk defa Vallittu tarafından sınıf-landırılmıştır Buna göre FRC ile yapılan sabit bölümlü protezler 4e ayrılmaktadır.
1. Dalgalı veya tek yönlü cam fiber ile alt yapısı hazırlanan tam kronlar.

2. FRC alt yapı ile yüzey tutuculu rezin bağlı sabit parsiyel protezler.

Fiberle Güçlendirilmiş Materyaller

kondenzasyon reaksiyonu tarafından oluşturulan siloksan köprüsü, ikincisi ise, kondenzasyon reaksiyonu esnasında si-lanol moleküllerinin karbonil gruplarının kendiliğinden oluşturduğu hidrojen bağlarıdır.
Silan birleştirme ajanlarının cam yüzey üzerindeki oluşturdukları kalınlık fiber ve polimer yapının adezyonunu etkilemektedir. Cam yüzey üzerinde biriken silanın içeriği sılanın konsantrasyonu değiştirilerek düzenlenmektedir. Silan polimer matriks ile fiberler arasındaki adezyonu başarıyla sağlamasına rağmen, cam fiber yüzeyinde biriken polisiloksan ağ yapısı hidrolizise meyillidir. Hidrolizis suyun polimer matrikse difüzyonu ve cam fiber-polimer matriks ara yüzeyine ulaştığında gerçekleşmektedir. Böylece su, silanın sağladığı adezyonu bozmaktadır

FRC’in mekanik kuvvetini etkileyen faktörler

1. Fiberlerin Oryantasyonu: Tek yönlü fiberler uzun, devamlılık gösteren ve birbirine paralel seyreden, 6-7 um kalınlığında tek fiberlerden oluşan, sayıları 1000 ile 200.000 arasında değişen fiber demetleri halinde bulunmaktadır.
Tek yönlü fiberler kompozit yapıya ani-zotropik mekanik özellikler vermekte ve en yüksek gerilimin yönünün bilindiği dunin eksik olması gösterilmektedir. Bu yüzden son yıllarda polietilen fiberlerin yüzeyleri plazma île işleme tabi tutularak polimer yapının fiberlere adezyonu arttırılmaya çalışılmaktadır.

CAM FİBER DİŞ

Cam fiber, camın ince flamentler haline getirilmiş halidir. Camın oluşumundaki en önem/i etken camın kristalizasyona uğramadan hızlı soğuyabilme kapasitesidir. Primer cam yapıcı materyaller silisyum oksit (Si02), boroksit (B203), germanyum oksit (GeOg), fosfor oksit (P2Os) ve arsenik oksit (As203) gibi oksitlerdir. Bu oksitler başka bir oksite ihtiyaç duymadan cam yapabilirler. En sık kullanılan cam yapıcı oksit Si02’dir. Her ne kadar bu oksitlerin tek başlarına cam yapabilme özellikleri varsa da bazı oksitler düzenleyici olarak kullanılmaktadır. Bunlar sodyum oksit (Na20), potasyım oksit (K20), kalsiyum oksit (CaO), magnezyum oksit (MgO), baryum oksit (BaO) ve civa oksit (PbO)’dir. Bu düzenleyici oksitler sayesinde camın akışkanlığı arttırılarak çalışma süresi uzatılabilmektedir. Ayrıca bu düzenleyiciler camın iyonik karakterinin arttırılmasını sağlayarak optik ve termal özelliklerinin belirlenmesinde önemli rol oynamaktadır.
Cam fiberler 1960’ların başından diş hekimliğinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Renksizliği ve doku uyumu gibi avantajları sayesinde tercih edilir hale gelmiştir.
Dişhekimliğinde kullanılan cam fiberlerin kompozisyonları birbirinden farklılıklar göstermektedir. FRC’de kullanılan devamlı fiberler genellikle alkalisiz camdan oluşur ve elektirikse) cam yani E-cam olarak bilinmektedir. E-cam; Si2-AI203-CaO-MgO sistemine dayanır ve bu sistem iyi cam oluşturabilme yeteneğine sahiptir.
E-cam yüksek CaO içeriğinden dolayı, bu kompozisyona benzer asidik solüsyonlardan düşük direnç göstermektedir. Bu yüzden E-camın kompozisyonu B203 ile karıştırılıp, CaO içeriği azaltılarak modifiye edilmiştir. Korozyon fiberin saklan

Diş Hekimliğinde CamFiberler

1. Karbon-Grafit Fiberler:
Karbon fiberler ticari olarak ilk defa 1960’lı yrfiann başında üretilmiş ve diş hekimliğinde 1970’lerin başında kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde ticari olarak kullanılan karbon fiberlerin çoğu polyakri-lonitrilin kombinasyonu ile hazırlanmaktadır. Ayrıca zift ve rayon gibi ön hazırlayıcı materyallerden de karbon fiberler üretilmektedir. Karbon fiberler ince tabakalardan meydana gelen grafitlerin birbiri içine dağılmış fibrillerinden meydana gelmek-tedir. Karbon fiberler önceleri polimetil metakrilat (PMMA) yapısını güçlendirmek için kullanılmış ve polimerlerin kırılma dayanıklılarım arttırmıştır. Koyu rengi dezavantaj oluşturmaktadır. Bu yüzden son yıllarda estetiğin çok önemli olmadığı, kanal postlarında kullanılmaktadır.

2. Aramid Fiberler:
Aromatik poliamid fiberlerin jenerik ismidir. Organik polimerik yapıdaki bu fiberler poly (paraphenylene terephthalamide) likit kristalin solüsyonlarından eğirilerek üretilmektedir. Gerilmeye karşı yüksek kuvvet ve dayanım göstermesine rağmen mikrofibriler yapısından dolayı sıkıştırma ve bükülme kuvvetlerine karşı diğer fiberlere oranla daha düşük dayanım göstermektedir. İlk kez DuPont tarafından ticari olarak Kevlar ismiyle üretilmiştir.

3. Polietilen Fiberler:
Organik polimer yapısındaki bir diğer
fiber de Ultra High Modulus VVeight Polietilen (UHMVVP) Fiberdir. Karbon-karbon çift bağı içeren bir hidrokarbon olan etilenin serbest radikal polimerizasyonu ile polietilen oluşturulmaktadır. Polietilenin eğirilmesi ile polimerik zincirler düzenlenmekte ve yüksek oryantasyona sahip polietilen fiberler meydana gelmektedir. Doğal rengi, düşük yoğunluğu ve biyolojik uyumluluğu gibi avantajları bulunmaktadır. Polietilen fiberlerin en büyük dezavantajı 140°C’den sonra yapısal olarak bozulmaları nedeniyle yüksek ısı ile polimerize olan kompozitlerle kullanılamamasıdır. Diş hekimliğinde kullanılan polietilen fiberlerle beklenen başarının sağlanamamasının polimer kompozitle fiberin adez-yonundaki problemden kaynaklandığı bildirilmekte ve bunun nedeni olarak da fiberin yumuşak bir yüzeye sahip olması ve fiberde kimyasal bağlanma yüzeyleri

Fiberle Güçlendirilmiş Diş malzemeleri

Klinik diş hekimliğinde fiberle güçlendirmeyle ilgili denemeler otuzbeş yıl kadar önce başlamıştır. 1960 ve 70’li yıllarda araştırıcılar standart polimetil metakrilat protezleri cam veya karbon fiberlerle güçlendirmeye çalışmışlar, daha sonra 1980’li yıllarda benzer denemeler tekrarlanmıştır. İmplant üstü sabit protez restorasyonları, ortodontik tutucular ve splintler için fiberle güçlendirilmiş protetik alt yapı yapımına yönelik ilk çabalar başlatılmıştır. Bu materyaller ve tekniklerin laboratuvar denemelerinde artmış mekanik özellikler göstermelerine rağmen, klinik kullanımda mekanik özellikler göstermelerine rağmen, klinik kullanımda mekanik özelliklerin yetersizliği ve uygulama zorluklarından dolayı, çok fazla kabul görmemişlerdir.
Tavsiye edilen uygulamaların çoğu, fi-berlerin dental rezin içine el ile yerleştirilmesi ile ilgiliydi. Bu uygulamalar sırasında serbest fiberleri el ile şekillendirmek çok zor olmakta ve bozulmalarını ve/veya kontamine olmalarını engellemek için çok büyük dikkat gerekmekteydi. Bu yüzden fiberlerin eklenmesiyle mekanik özellikler artarken, bu ilerlemenin derecesi ticari ürünlerde sağlanan başarıdan çok uzaktaydı. Beklenenden daha düşük mekanik sonuçlar alınmasının iki sebebi olabileceği düşünülmekteydi. Bunlardan birincisi, dental rezinlerin içine yerleştirilen fiberin etkin içeriğinin hacim olarak%15den düşük olması, ikincisi ise fiber yığınlarının rezinle düşük oranda ıslatılabilmesi ve buna bağlı olarak fiberle rezin arasında boşluğa veya uygun olmayan birleşmeye neden olunmasıydı. Fiberle güçlendirmenin teoride olduğu kadar etkili olmaması endüstriyel ürünlerin hacim olarak %50-%70 oranında fiber içermesi ile açıklanmıştır.
1980’li yılların sonlarında, araştırıcılar rezin tarafından fiberlerin tam doyurulması, fiber ile matriks arasındaki etkili birleşmenin önemine dikkat çekerek, diş hekimliği için uygun teknikler geliştirmeye başlamışlardır.
Bu tekniklerden biri, diş hekimi veya diş teknisyeninin fiber demetlerine düşük viskoziteli rezini elle uygulaması ve tam bir ıslatma sağlamasıdır. Bu uygulama uygun fiber ve rezin seçilmesi ve el becerisi gerektirmesi gibi dezavantajlara sahiptir. Diğer teknik ise, kontrollü imal yöntemleri ile hazırlanmış, önceden doyurulmuş fiber demetlerinin kullanılmasıdır. Birkaç farklı imal yöntemi bulunmasına rağmen bunların hepsinde fiberler fabrikasyon olarak rezin içine sarılarak, rezinin fiber yığını içine girmesi sağlanmaktadır.

Reklamlar