Lamina kaplamalar

Lamina diş kaplamalar ( Laminate veneer ya da yaprak porselen adı da verilir )
Bu tip uygulamalar estetik olarak çok iyi sonuçlar verir. Işık geçirdiği için metal porselen kaplama diş tekniğine göre çok daha estetiktirler. Lamina diş kaplama sayesinde dişlerin rengini açmak ve bembeyaz dişlere kavuşmak mümkündür. Doğal dişlerin yapısını çok iyi taklit eden uygulama ile dişlerinize çok az bir müdahale ile çok iyi sonuçlar elde etmek mümkündür. Dişlerin sadece ön yüzeyinde küçük bir aşındırma yapılması yeterli olan lamina diş kaplama  uygulaması ağızda çalışma süresini de kısalttığı için hastalar tarafından daha çok tercih edilen diş kaplama yöntemidir.

Diş Hekimi İstanbul
Tel:+90(212)549 3474347

Reklamlar

Lamina Diş Kaplama

Porselen Lamina Diş Kaplama Nedir?

Porselen lamina diş kaplama, dişlerinde çapraşıklık olan bireylere, ortodontik tedaviyi istemeyen kişilerde, aralıklı dişlerde, diş beyazlatma ile giderilemeyecek ağır renklenmelerde, kanal tedavisi görmüş ve renklenmiş dişlerin üzerine, diş formundan memnun olmayan bireylere, yaygın çürükleri olanlara veya çok fazla miktarda dolgusu olan bireylere uygulanabilir. Porselen laminalarda en çok dikkat edilmesi gereken şey, diş sıkma ve diş gıcırdatma hastalığı olan bireylerdir. Bu hastalarda laminaların kullanım alanı biraz sınırlıdır.

Porselen lamina uygulamalarında, bireyin estetik bir görünüme kavuşması amaçlanır. Dişte mevcut olan kusurların giderilmesi amaçlanır. Bu kusurlar, diş çapraşıklıkları olabilir, kahverengi renklenmeler olabilir, yaygın çürükler olabilir yada çok fazla miktardaki dolgular olabilir. Bunların laminayla örtülmesi sonucu hasta, çok güzel bir estetik görünümlü gülüşe sahip olur. Dolayısıyla buda bireyin, sosyal ortamdaki öz güvenine olumlu olarak yansır.

 Porselen Lamina Diş

Estetik Porselen Lamina Diş

 

Porselen laminalar, ince bir porselen tabakasının dişin ön yüzeyine yapıştırılma esasına dayanan bir uygulamadır. Bu uygulamalarda dişin sadece ön yüzeyinden 0.5mm-1mm kadar bir törpüleme yapılır. Daha sonra istediğimiz tonda, şekilde, boyutta porselen yapraklar hazırlanır. Bu porselen yaprakları sanki birer takma tırnaklara benzetebiliriz. Bu türdeki yaprakların dişe yapıştırılmasıyla porselen lamina dediğimiz uygulamalar ortaya çıkar.Laminalar kompozit içerikli materyallerle yada porselenden yapılabilir. Kompozit içerikli materyal dediğimiz, halk arasında “beyaz dolgu” olarak adlandırılan, reçine esaslı materyallerdir. Her ikisinde de dişin hazırlanması yaklaşık aynıdır. Kompozit laminaların en büyük dezavantajı, ne kadar iyi malzeme kullanılırsa kullanılsın 2-3 yıl sonra renklenmeye başlamasıdır. Porselen laminalarda ise bu renklenme ortaya çıkmaz. Ne kadar uzun süre kullanılırsa kullanılsın, porselen laminalarda renklenme söz konusu değildir.

Porselen Lamina Nasıl Yapılır?

 

Uygun endikasyon konulduktan sonra, ilk seansta gerekli olan bölgelere minik iğnelerle bir uyuşturma işlemi yapılır. Bu uyuşturmadan sonra dişlerdeki törpülemeler yapılır ve hastadan ölçü alınarak laboratuvara gönderilir. Hasta, kliniği terk etmeden önce mutlaka geçici dişleri ağzına takılır. Hasta, bir kaç gün boyunca bu dişlerle yaşar. Bir sonraki seansta laminaların ağıza provası uygulanır. Provalarda ortaya çıkan eksiklikler giderildikten sonraki seansta hasta gerçek porselen laminaları yapıştırılarak dişlerine kavuşturulur. Bu özelliklerinden dolayı porselen laminalar hem hastalar hemde doktorlar açısından oldukça konforlu uygulamalardır.

Laminaya karar verirken, dişlerin kapanışı ve çeneler arasındaki durumunu göz önünde bulundurmak gerekiyor. Diş sıkma veya diş gıcırdatma gibi durumların olduğu hastalarda porselen lamina uygulanması maalesef sınırlıdır.

Porselen laminalarda, uygulama öncesi dişten çok az miktarda törpüleme yapıldığı hatta bazı vakalarda hiç törpüleme yapılmadığı için hastalarda hassasiyet gibi problemler ortaya çıkmaz. Dişin bütünlüğü böylece korunmuş olur. Çok ince hazırlandıklarından dolayı dişe yapıştırıldıktan sonra doğal dişten ayırtedilemeyecek kadar güzel bir görünüm meydana gelmiş olur. Porselen laminaların, tedavi süresinin 3-4 gün gibi kısa bir süre olması, diğer yöntemlere göre daha avantajlı olmasını sağlar.